İYTEMED +

İYTE'li Röportajlar

Emre Pehlevan

İYTEMED: Merhaba Emre Pehlevan. Seni kısaca tanıyabilir miyiz?

Emre Pehlevan: Merhaba. 1984 Suşehri doğumluyum, 1992 yılında ailemin aldığı muhteşem bir karar ile İzmir’e geldik. İlköğretimi Bornova’da tamamladıktan sonra 1998 yılında İzmir Atatürk Lisesi’ne başladım. 2002 yılında İAL mezuniyeti ardından İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nü kazandım ve 2008’de İYTE’den mezun oldum. Mezuniyet gecesinin ertesi sabahı İstanbul’daki ilk mesaim başladı. Her ne kadar İYTE’yi Şehir Plancısı ünvanı ile bitirsem de ilk işim çok farklı bir alanda idi. İtalyan mobilyalarının Türkiye dağıtımcısı olan bir firmada, iç mekan tasarımı ve mobilyalar için üç boyutlu görselleştirme ve animasyon üzerine çalışıyordum. Kısa bir süre sonra bu işi bıraktım ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Kentsel Tasarım alanında yüksek lisans programına başladım ama bir ay gibi kısa bir süre sonra, çeşitli nedenlerden dolayı yüksek lisansa devam etmeme kararı aldım. Bir sene kadar üç boyutlu görselleştirme ve animasyon üzerine freelance çalışmaya devam ettim ve 2009 yılında Avustralya’ya yerleşmek için Sidney’e gittim. Orada Grafik Tasarım Diploma Programı'na başladım ve keyifle bitirdikten sonra şartlar elvermediği için Türkiye’ye geri döndüm. Bu arada Sidney’i çok seviyorum. :)

Döndükten sonra gerçek zamanlı mimari görselleştirme üzerine çalışmalara başladım ve bugün hala kullandığımız oyun motorunu keşfettim. Bu keşfi bilgisayar mühendisi arkadaşım Doğukan Erenel ile paylaştım. Doğukan ile İYTE hazırlık sınıfından tanışıyoruz. 2010 yılında Turkcell’in düzenlediği Mobil Uygulamalar Yarışıyor yarışmasına katılmaya karar verdik ve yarışma için, iki tane mobil oyun hazırladık. Her iki oyun da, ilk 15’e kaldıktan sonra Kazı Kazan oyunu ile Jüri özel ödülü aldık ve mobil oyun işine devam etmeye karar verdik. Öncesinde askere gitme kararı aldığım için, ödül töreninin ertesi günü Kırkağaç 6. Jandarma Komando Er Eğitim Alayı’na 335. Kısa Dönem Askerlik için teslim oldum. Görevi tamamladıktan sonra 2011 yılı Nisan ayında Doğukan ile birlikte Gripati’yi kurduk.

İYTEMED: Şu an Gripati'de çalışıyorsun. Gripati'nin nasıl bir yapılanması var? Senin görevin ve konumun nedir?

E.P.: Gripati’nin hikayesi oldukça hareketli. :) Biz iki genç, oyun yapma tutkusu ile bu okyanusa atladık. İlk aşamada, dalgalarla boğuşmak için destekler aldık. Kuruluş desteğini Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Teknogirişim Sermaye Desteği ile bir senelik hibe olarak aldık. Bilgisayar ve lisanslarımızı tamamladık, çalışmaya başladık. Bizde garaj olmadığı için evin salonunda çalıştık bir sene boyunca. Bu süreçte evininin salonunu bizimle paylaşan kardeşime buradan çok teşekkür ediyorum. Teşekkürler Emel. :) Bir sene içerisinde üç oyun çıkardık. Her birinde ayrı duvarlara tosladık ve her defasında, ağzımızdaki tuğla tadıyla yeniden başladık. İkinci sene geldiğinde salon dar gelmeye başladığı için (daha doğrusu destek bitti) KOSGEB’e Ar-Ge’ye başvurduk, yirmi aylık ofis ve personel desteğini aldıktan sonra yola devam ettik. Bu destek sayesinde bir görsel tasarımcı ve bir bilgisayar mühendisi olmak üzere iki personel aldık. Yeni ve daha güçlü bir takım ile Boğaziçi Üniversitesi’ndeki ofisimizde, bir yandan Ar-Ge projemizi tamamlarken diğer yandan yeni oyunlar yapmaya devam ettik. E tabi yeni duvarlara tosladık ve yeni tuğlaların tadına baktık. :)

2013 yılının sonu, 2014 yılının başında KOSGEB Ar-GE projemizi başarıyla sonlandırırken, oyun işinin ve girişimciliğin getirdiği büyük bir yorgunluk nedeni ile ortağım Doğukan artık devam etmek istemediğini açıkladı ve şirketten ayrılma kararı aldı. KOSGEB desteğinin son bulması ile de diğer arkadaşlar ile de yolları ayırdık. Gripati’de ben ve yarı zamanlı çalışan bilgisayar mühendisi arkadaşım Erman Erol baş başa kaldık. 2014 yılı başında Özyeğin Üniversitesi, Girişim Fabrikası’na taşındıktan sonra yeni oyunlar yapmaya devam ettik. Bu sefer Gripati yapılanmasını farklılaştırmaya karar verdim ve içeride küçük takımlar oluşturmak üzere paralelde farklı oyunlar yapmaya başladık. Her bir oyundan sorumlu en az bir görsel tasarımcı ve bir bilgisayar mühendisi arkadaşım var, büyük oyunlar için bu sayı artıyor. Bir de ses tasarımcısı arkadaşımız var ve aynı zamanda oyun içi ekonomisi ile de ilgileniyor. Paralelde geliştirdiğimiz beş yeni projemiz ve güncellemelerine devam ettiğimiz altı oyunumuz var ve toplamda takım 10 kişiye kadar çıkıyor. Benim görevim proje yöneticisi olmak ile birlikte çoğu zaman oyun tasarımı ve görsel tasarım alanında da çalışıyorum. Girişimciliğin olmazsa olmazı, birden fazla şapka taşımak zorundasınız.

İYTEMED: Gripati olarak Dolmuş Driver oyunu ile meşhur oldunuz, çeşitli ödüller aldınız. Oyunun fikir aşamasından şimdiki durumuna gelişen süreçten ve son durumdan biraz bahseder misin?

E.P.: Dolmuş Driver bizim altıncı oyunumuz. Biz bu oyuna başlamadan önce başka bir oyun üzerine çalışıyorduk. Üç ay gibi bir süre geçmişti ve takım hiç eğlenmiyordu, kimse memnun değildi ve motivasyon düşmüştü. Bu durumda, o oyunu durdurma kararı aldık ve tamamen yeni bir oyun yapmak için masaya oturduk. Bu sefer farklı hedeflerimiz vardı ve ilki, “İstanbul’da Gripati diye bir takım var ve mobil oyun yapıyorlar”ı insanlara göstermekti. Bunun için hedef kitleyi küresel pazardan lokal pazara düşürdük ve bizden bir oyun yapalım dedik. Masada, ben ve diğer görselci arkadaşım her gün sarı dolmuşları kullanıyor ve o heyecanı yaşıyorduk, ayrıca yıllardır bu meşhur dolmuşlar için söylenen, “oyunu olsa çok tutar” söylemini gerçekleştirdik.

Oyunu geliştirme süreci karar verme sürecinden çok daha zahmetli oldu bizim için. O masadan kalktıktan sonra toplam yedi ay geçti ve Temmuz 2013’te oyunu yayınladık. Çok ilginçtir, Dolmuş Driver ilk Yeni Zelanda’da keşfedildi, iPhone ve iPad olarak iki farklı versiyon çıkardık ve markete önce iPad girince, biz kapatıp iPhone’u bekledik. Bizim kapatma süremizde saat farkından dolayı Yeni Zelanda’da 1 saat kadar açık kalmış ve bir oyun editörü farkedip oyun için bir forumda yazı yazmış. Bunun üzerine diğer insanlardan mailler gelmeye başlayınca, biz de iPad versiyonunu açtık. Yabancılar, içerideki Türkçe seslendirmeleri anlamamakla birlikte çok beğenmişler ve komik bulmuşlardı, hatta birkaçı Dolmuş diye bir toplu taşıma aracı kullandığımızı öğrendiği için oyunu bilgilendirici de bulmuştu ve bunun üzerine yazılar yazmışlardı. Ertesi hafta iPhone versiyonunun da markete girişi ile birlikte iki gün içerisinde Apple AppStore’da ilk sıraya oturduk ve iki ay gibi bir süre orada kaldık. O saatten sonra oynayan herkes arkadaşlarına ve çevresine oyunu yaymaya başladı ve oyun kendi kendine yükselişe geçti ve Apple tarafından 2013 yılının en iyi oyunları arasında seçildi. Sonunda beklenen olmuş bir oyunumuz hızla yükselişe geçmişti, hayal gibiydi bizim için, bu kadarını beklemiyorduk. Bu sevinci yaşamaya devam ederken yukarıda bahsettiğim Gripati yapılanmasındaki büyük değişiklik, başarının yanında gelen bir yan etkiydi. Eski takım dağıldı ve yeni takım ile elimizden geldiğince oyunu güncellemeye çalıştık, bizim için başka bir zorlu süreç başladı.

Dolmuş Driver’ın başarısındaki en büyük etkenlerden biri de içerideki seslendirmeleriydi. Toplamda 1000 adet farklı seslendirme var oyunda. Tamamen amatör ruhla ve metin olmadan doğaçlama kaydedilen sesler. Takım, ailemiz, arkadaşlarımız ve o gün orada yoldan geçerken, kendini mikrofonun karşısında bulan destekçilerimizin sesleri onlar. Kendi kendine yayılan bir oyun olan Dolmuş Driver bugün itibari ile 2,6 milyon indirilmeyi geçti ve bunun %95’i Türkiye’den. Biz elimizden geldiğince güncellemeler yapmaya çalışıyoruz diğer yandan da Dolmuş Driver 2’ye başladık ve son sürat yeni versiyonu geliştirmeye devam ediyoruz.

İYTEMED: Yeni projeleriniz veya oyunlarınız var mı?

E.P.: Az önce de bahsettiğim gibi Dolmuş Driver 2’ye başladık ve yazın sonuna doğru çıkarmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu versiyon için yine öncelik lokal pazar olmakla birlikte oyunu küresel pazara ölçeklendirebilecek şekilde kurguluyoruz. Onun öncesinde Nisan ayında, Drift Draft Destroy adında multiplayer bir yarış oyunu yayınlayacağız, şu anda son testleri ve düzeltmeleri ile uğraşıyoruz. Bir yandan da yeni bir lokal oyun üzerine çalışıyoruz, oyunun adı Damsız Girilmez olacak. Defender türünde olan bu oyunda barın kapısındaki bodyguard’ı yönetiyor ve yalnız başına gelen erkekleri içeri almamak için onları çeşitli objeler ile vurmaya çalışıyoruz. Oyun içinde yine bolca Türkçe seslendirmelere yer vermek için kayıtlara başladık ve bu sefer oyun için, bir de müzik albümü çıkarmayı düşünüyoruz. Diğer bir paralel proje ise, oyun değil; eğitime yönelik bir mobil uygulama üzerine devam ediyor.

İYTEMED: Şehir ve Bölge Planlama'dan mobil oyunlara geçiş nasıl oldu? Tasarımın her yönüne mi meraklısın? Yoksa şartlar böyle gelişti mi dersin?

E.P.: En başta da biraz anlattım. İnsan sevdiği işi yapmalı ve ben de bu arayış sırasında kendimi mobil oyun sektöründe buldum. :) Asıl macera zorunlu bir yaz stajında başladı, Belediye stajını yaparken, rüzgarın beni başka bir alana savuracağını fark ettim ve o arayışa başladım. Bunu anladığım o gün, Belediye’deki masamda bilgisayarımı açtım ve üç boyutlu tasarım üzerine çalışmaya başladım. Şimdi mobil oyunlar tasarlıyorum ve projeleri yönetiyorum. Bugün yaptığım işi çok seviyorum.

İYTEMED: Meslek hayatını göz önünde bulundurduğunda İYTE'nin sana olumlu veya olumsuz olarak kattığı şeyler var mı? Bunlardan bahsedebilir misin?

E.P.: İYTE’nin bana kattığı her şey olumlu yöndedir. Temel tasarımın ne olduğunu gördüm. Renk çemberi de boyadım, sabaha kadar ytong oyup rölyef de yaptım. Müzik dinleyip binasını da tasarladım, mahalle yapıp okul yerini de tanımladım. İki kere felsefe, üç kere sosyoloji aldım, Calculus II’de yaz okuluna kaldım. Müze de tasarladım, 2x2 metre haritada mor leke boyayıp sanayi bölgesinin kararını da aldım. İzmir’de Expo’yu tartıştım, Konak’taki Damlacık Mahallesi'ni yıkıp baştan yaptım ve daha neler neler… İYTE muhteşemdi, İzmir Atatürk Lisesi’nden sonra üniversite dönemimde de bu denli şanslı olduğum için çok mutluyum. Aslen Şehir Plancısı olduğumu duyunca şaşırıyorlar. Oyun işinde de durumlar farklı değil aslında, ikisi de son kullanıcıya hitap ediyor. Biri insanların düzen içinde daha iyi koşullarda yaşamasını sağlarken diğeri insanları eğlendiriyor. Dört senelik Gripati macerasında gördüğüm en önemli şey; oyunun çok farklı disiplinleri içinde barındırması, tıpkı Şehir Planlama’da olduğu gibi. Bir hocamız Şehir Plancısı için “Jack of all trades, master of none.” söylemini kullanmıştı. Bir alanda uzman olmayacaksınız belki ama her şeyden biraz bir şeyler bileceksiniz demişti. Bu noktada, İYTE bana analitik düşünme yeteneğini ve bir konuya çok yönlü bakabilme özelliğini kazandırdı diye düşünüyorum.

İYTEMED: Öğrenci ve yeni mezun arkadaşlarımıza, genel veya meslektaş bazında söylemek istediğin şeyler var mı?

E.P.: İYTE’yi, çıktıktan sonra daha iyi anlıyorsunuz Sevdiğiniz işi yapın. Ne pazartesi sendromu kalır, ne de hafta sonu mesaisi sorun olur. Sabah koşa koşa işe gider, ne ara akşam oldu fark etmezsiniz. Oyun yapmak isterseniz ben buradayım; emre@gripati.com

İYTEMED: Zaman ayırıp cevap verdiğin için çok teşekkür ederiz. Projelerinde başarılar dileriz.

E.P.: Ne demek, ben teşekkür ederim. :)